KIZIL KALE

KIZIL KALE

Kızıl Kale

ESKİ ZAMAN MASALLARI - Erdemoğulları ile Uysalkızlar (s.57)

Kabileye gelince... Kan gövdeyi götürdü. Kardeş kardeşi boğazladı. Üçlü birbirini bıçakladı. Soluk Beniz, önce üçlüye, onların birbirlerini katletmerinden sonra diğer birçok yöneticiye danışmanlık yaptı. Herkes birbirini yedi ama ona dokunan olmadı. Nice kanlı maceradan sonra kabile toprağa yerleşebildi. Bu defa da toprak kavgası başladı aralarında. Kabilenin kendisiyle barışık olduğu günler sonsuz değin yitmişti. Kurdukları yerleşime, Soluk Beniz'in önerisiyle, "baba" Hekimbaşı'nın anısına "Hekimbaba köyü" dendi. Köy meydanına, Hekimbaşı'na hiç benzemeyen ama herkesin benzdediğini sandığı kilden bir büst yerleştirildi. Bayramlarda, kutsal günlerde, onları göçebelikten kurtaran bu kilden başa saygılarını sundu köy halkı. Hekimbaşı'nın karısını ve kızını ise bir daha anan olmadı.

Kadınların acılarını içinde duyan, kalemi kadın olma bilinciyle bilenmiş bir yazarın çeşitli tarih ve coğrafya kesitlerinden örneklediği kadın portreleri var bu kitapta. Kadınların iç dünyaları, saklı duyguları, erkeklerle ve birbirleriyle ilişkilerinin içyüzü Erendiz Atasü’nün başat konularından olmuştur, her zaman. Birinci Dünya Savaşı’nda işgal altındaki Trabzon’da Rabia, 1980’lerin baskı altındaki Ankara’sında acılı bir aydın, bir akıl hastanesinde hemşire olan Hülya ve diğerleri… İnsan olma onuruna tutunarak boyun eğmeyen, var olma savaşımı içindeki kadınlar…