SALDIRGANI HOŞ TUTMAK
  • LAIK DÜZEN YIKILIRKEN

“Ayinesi istir kisinin, lafa bakilmaz/ Sahsin görünür rütbe-i akli eserinde.” (Aynasi istir kisinin, lafa bakilmaz/ Kisinin aklinin derecesi isinde görünür.) Ziya Pasa

Türkiye yurtiçinde ISID terörü ve sinirda savas olasi- liklariyla yüz yüze. Bu karanlik arifeye ulasmamizda etkili olan bir olguya, laik düzenin asindirilmasi ile ülke yönetimince ISID’e verilen örtülü-açik destek ve anilan örgü- tün yurtiçinde yuvalanabilmesi arasindaki pek açik bag- lantiya isaret etmek isterim. Savas hali baskici yönetimlerin arayip da bulamadiklari firsattir. Özellikle din ve mezhep savaslari, gelenekçi yapilarin kadinlar ve çocuklar gibi zayif gruplarini hepten yipratir. Sürüklendigimiz savas ortaminda, kiz çocuklarinin devlet eliyle tesettüre sokulmasi gibi hayati bir konunun güme gidebileceginden endiseliyim.

Kiz çocuklarinin cinsel birer objeye indirgenmesi bir günde olmadi: Ise önce yetiskin kadinlardan baslandi. Laik düzenin yikilmasini önceleyen asindirma sürecinin ana motorlardan birisiydi “türban” meselesi.

20. ve 21. yüzyillarda Sünni seriat örgütlenmeleriyle kapitalist yayilmaciligin kâh el ele kâh çatismali seyreden iliskisini toplumbilimciler, siyaset bilimcileri ve siyaset insanlari bilmezler mi? Konuyla ilgili yayimlanmis onca belge1 varken! Türbanin, Müslüman Kardesler’in ve 1960’larda ABD’de yükselen Müslüman zenci hareketinin üniformasi, yani toplumsal bir kimlik ifadesi oldugunu bilmezler mi? 1000 yillik Anadolu Müslümanliginda çesit çesit örtünme bulundugunu ama bu üniformanin –sag kesimin pek sevdigi ifadeyle– “kökü disarida” bir akim oldugunu bilmezler mi? Hiç mi eski fotograf görmediler, “türban” afetinden önce Anadolu’nun çesitli yö- relerine, köylerine kasabalarina hiç mi yollari düsmedi? Örtünmenin sadece Ortadogu’da degil, Güney Akdeniz, Balkanlar, Kafkasya gibi erkek egemenliginin baskin oldugu yörelerin gelenekçi kesimlerinde de iklim ve erkek zorlamasi olarak geçerli oldugunu bilmezler mi? Cumhuriyetimizin kadin kiyafetine hiçbir yasak getirmedigini, 90 yillik Cumhuriyet tarihinde basini açan kadinlarin bunu isteye dileye yaptiklarini, pek çok kadinin ise istedikleri halde baba ve/veya koca baskisi yüzünden baslarini açamadiklarini bilmezler mi? Bilmez iseler onlar ne menem bilimci ne menem siyasetçidirler!

Üniversitelerde yasaklamaya, türban olayi kitlesel boyuta ulastigi zaman gidilmistir; ondan önce degil. Yasakla bir sey çözülemez; ama yasaklamadan daha sorunlu bir yöntem vardir ki o da bir yasaklayip bir serbest birakmaktir; ve Türkiye üniversiteleri ne yazik ki bu yolu seçmistir. Yasaklayanlar, olayin toplumsal ve küresel boyutunu görüp bir çözüm üretemeyip panige kapilanlardir. Yasaklayanlari ayiplayanlar ise, küresel ve toplumsal boyutu görmekten âciz olan, horozun altinda yumurta arayanlardir, yani Sünni seriatinda “bireysel seçim” diye bir kavramin –hele kadin birey için– mevcut olmadigini bilmezden gelenlerdir. Kimilerinin adlarinin önünde akademik sanlar bulunur. Bu zevatin anlasilan Türkçe bilgileri de kittir; “basi açik o…” deyimini isitmis olsalardi, erkek egemenliginin bas dayanagi olan baskici ve ikiyüzlü cinsel ahlak ile örtünme arasindaki siki baglantiyi gö- rebilir; kitlesel bir kapanmanin, basi açik kadinlari nasil bir tehlikeye maruz biraktigini kavrayabilirlerdi! Gene de bu sözde özgürlükçü, sözde bilimcilerin tarih önünde en affedilemez yanlislari TV ekranlarindaki laf ebelikleri de- gildir; kusaklar dolusu laik düzen ve Atatürk karsiti gencin yetistirilmesindeki agir sorumluluk paylaridir. “Kandi- rildik,” demek, acinasi gülünç bir özsavunu tesebbüsü- dür. Yapilacak sey, “Nasil oldu da, aklimin özgürlügünden, bir biliminsaninin bas dayanagi olan ‘bilimsel kus- ku’ yönteminden vazgeçebildim; yoksa ben aklimi AKP döneminde gerçeklesmis ya da gerçeklesecegini umdu- gum arzu ve özlemlerimin emrine mi verdim?” içtenlikli sorusuyla baslayacak bir özelestiridir. Unutulmamali- dir ki AKP ileri gelenleri siyasal Islamci olduklarini asla saklamamis; AB’ye sirin gözükmeye çabaladiklari ve bolca demokrasi lafi ettikleri dönemde, asla özelestiri yapip siyasal Islamci olduklarina dair beyanlarini geri almamis- lardir. Gerçekten ne gülünçtür ki, kendi kendilerine Atatürkçü diyen darbeci generalleri, sol Kemalizmin Ilhan Selçuk, Mümtaz Soysal gibi en seçkin adlarini hapislerde süründürdükleri halde, Atatürkçü kabul edip daha da hizlarini alamayarak tüm Atatürkçü kesimi darbeci ilan eden sözde özgürlükçüler, kendi kendine demokrat diyen AKP’yi de demokrat saymislardir! Her duyduguna inanmak ise; ancak okul çagi öncesi çocuklarinda dogal sayilabilecek bir özelliktir.

Ülke aydinlarini karsit iki kampa bölen böyle bir meselede, yitirenin ülke olacagi basindan belliydi. Oysa tutulacak yol açikti. Bireysel seçime de alan birakacak bu yol, (1) kamusal mekânlarda devlet adina görev ifa eden yetiskin kisilerin –kadin ya da erkek– üzerlerinde etnik ve/ veya dinsel aidiyet gösteren hiçbir sey tasimamalarini; (2) yasa önünde çocuk sayilan 18 yasindan küçüklerin ise ne devlet ne aile tarafindan zorlamaya tabi tutulmamasi gerektigini, asla ve asla ödün verilmeyecek vazgeçilmez ilkeler haline getirmekti. Ikinci ilkenin, pratikte Sünni mezhebinin dayatilmasi biçiminde tecelli eden zorunlu din derslerine karsi tavir almayi içerdigi açiktir. Ülkemiz aydinlari ne yazik ki sinifta kalmistir.

Simdi bu durumun üstüne savas tehdidinin gölgesi binmistir. Ülkemin aydinlari, yavrularimizi bagnazliga terk mi edecegiz? Ana muhalefet partisinin laik düzeni korumaya yönelik pasifligi, hatta ataleti herhangi bir yoruma yer birakmayacak kadar açiktir. Is basa düsmüstür. Ülkemizde, hele küçük yerlesimlerde ve büyük varoslarda ögrenci velilerinden insiyatif beklemek bosunadir. Atatürkçü ve laik derneklerin ne yaman baskilar altinda olduklarini bilmez degilim. Gene de velilere yol gösterecek olan, AHIM’e müracaat eden Alevi yurttaslarimiz kadar yürekli olmak durumundaki laik ve Atatürkçü derneklerdir. Bir sözüm de sözde özgürlükçülere, iste aklanma firsatiniz; yakinmayi birakin, çocuklarimiza pençesini geçirmis bagnazlikla mücadeleye kosun.

tasarım ve uygulama: tley
Erendiz Atasü'nün Özgeçmişi Erendiz Atasü'nün Yapıtları Erendiz Atasü'nün Türkçe Antolojilerde Yer Alan Yapıtları Erendiz Atasü'nün Çevrilmiş Yapıtları Erendiz Atasü'nün Yapıtları Üstüne Çalışmalar Erendiz Atasü'yle Yapılan Röportajlar Erendiz Atasü'nün Özyaşamsal Çalışmaları Erendiz Atasü'nün Kadın Edebiyatı Konusundaki Görüşleri İletişim Ana Sayfa